28 Şubat 2011 Pazartesi

Ayna














aynasız denemez elbette
ama kırık işte ezelden
akis yerine bir kirli tahta,
sırsız camsız boş çerçeve
görmek ne kelime halini
çoktan unuttu rengini
çaresiz sığınmış bir hayale
bilmez ne görür bakan kendine
sanki tek çirkin onun önünde

17 Şubat 2011 Perşembe

Metropol














hüzün dolanıyor sokaklarında
birde o hüznü anlamayanlar
kim bilir bu gün nerelerde
kökünden koparılan çiçekler
aman vermez, sınır tanımaz
bir iştahla geliyor yeniler
bir küçük yudumun yanına
katılan lakerdadan bihaber

10 Şubat 2011 Perşembe

Yaprak Dökümü


mevsim sonbahar
bekliyoruz nihayet
bir yaprak dökümü
güzün rahatlatan ilk günleri
çoktan kalmış ardımızda
kışın sert esen yelleri beklenen
apansız çıkan güneş
su yürütüyor yeniden…
ince dallara, kılcal damarlara
dökülmüyor yapraklar
vermiyor yol yeni doğumlara
bir sıkıntı var ki büyüyen
sözün ötesinde

9 Şubat 2011 Çarşamba

Kül




















ne kadar yer tutar,
kaç gram gelir,
kaç avuca sığar
küllerim…
yaksam bir torbada
doldurup yalnızlığımı,
döksem bir tabağa
ilk esintiyle
dağılırmıydı
bir pazar sabahı