26 Aralık 2010 Pazar

Kelimeler Durduğunda


asılır kalır düşünceler
kelimeler durup
semboller silindiğinde
bilemezsin nereye sürükler
 esen rüzgar
o rüzgar ki yelkenleri  doldurur
yol aldırır
o rüzgar ki düşürüp askıdan adamı
toza, toprağa bular

19 Aralık 2010 Pazar

Köz

  hazırlanıp tanrı bilir, hangi mangalda,
kimin eliyle
köz oldu düştü tütünün üstüne
duman olup yakmak için ciğerimi...
damarlarımda közün acı tadı
tütünün onca zehri
verdim kararımı
kendi özgür irademle

16 Aralık 2010 Perşembe

Seninki kaç santim? - Greenpeace

Seninki kaç santim? - Greenpeace: "2050’de dünyadaki balık stokları tükenecek. Denizleri hala sonsuz bereket kaynağı olarak görüyorsanız çok yanılıyorsunuz. Büyük balıkların %90’ı çoktan yakalandı. Toplam balık stoklarının %60’ı bitti. Gerı kalan %40 ise 40 yıl içinde son bulacak. Balıkların bittiği gün deniz yaşamı da bitecek."

13 Aralık 2010 Pazartesi

Ufuk Çizgisi


ince bir çizgi ufuk
nerde biter deniz,
nerde başlar gökyüzü
bazen kaybederiz
ufkumuz kadar hayallerimiz
rüya olur bir sabah sisler içinde…
oysa sis
müjdesidir sıcak geçecek güneşli günde
açık görüşün

8 Aralık 2010 Çarşamba

Uzun İnce

ozanın dediği gibi
uzun ince 
bir yol bizimkisi
tek bakışla ardımızda
tek hayalle önümüzde
geride kalan belirgin, değişmez
gelecek belki irade, belki kader
ama kesinlikle umut...

29 Kasım 2010 Pazartesi

Haydarpaşa

çatısı vardı yüksek ve hakim
çatısı vardı unutulmuş kaderiyle
çatısı vardı tek başına bir sembol
şimdi kül oldu güvercin pislikleriyle birlikte
mekanda ihtiyaç kalmadı süpürgeye
oysa kovalar yetmez kalbimin küllerine

27 Kasım 2010 Cumartesi

Karanlık


















neye, neden inansak
nerede durmak gerektiğini,
orada neler olduğunu,
kime güveneceğimizi,
bu koyu karanlıkta nasıl
nasıl görsek?

15 Kasım 2010 Pazartesi

Davul Zilleri

























bagetin tek dokunuşuyla

uyandırır sesi

masaldaki prensesi

oysa duymasını bilen kulağa

seslenir rezonansı

bir ömür süresi

bulanık geçer yaşam

gerçekle hayal arasında

genelde kanepede, nadiren yolda

sonu olmayan bir yolda

zillerin sesinden ziyade

titreşimleridir eşlik eden hayata

tanrı bilir kaç kez çarpar zillere

ve kimin elinde o baget

7 Kasım 2010 Pazar

Gidiş Bileti

















bilet aldım ışık yılı ötesine

hedefin yoksa

yoktur gideceğin yönünde önemi

demiş bir bilge

bende rastgele aldım

tek yön biletimi

amaç varmak değil hedefe

yolun ta kendisi

6 Kasım 2010 Cumartesi

İkoncan

















birde baktım can
hani şu bizim can
patlıcan,
yanında ikoncan
yeni gelmiş, ya ilk
ya son seyahatten
yediğin içtiğin kalsın sana
anlat süzgecine takılanı bana
dedim...
patladı can, söndü ikon

26 Ekim 2010 Salı

Göz Kapaklarım
























güneşli bir günde uzansam toprağa

beklentisiz öylesine

kapatsam gözlerimi

bir olsam anamızla

öyle bir olsam ki

unutsam bedenimi

çürüyüp karışsa kozmosa

bir huzur içinde başlasam görmeye

kitlenmiş göz kapaklarımın ardından

15 Ekim 2010 Cuma

Giz

















ah bu semboller, karışık metinler
hepsi apaçık, önümüzdeler
önümüzde göz kırparken hakikat,
ışık saklanmış ardına bilginin

en büyük giz tam göz önünde
lakin göz gizi görmez dibinde
anlamak için gördüğün sırrı,
dalmalı kendi gölgene, uygun günde

gerçek açıklar kendini sembol içinde
açıkladıkça gizler, kaybolur ufkumda
takılır peşine bir büyük umudun,
özlerim üçüncü gözü ışığın peşinde

1 Ekim 2010 Cuma

Yokluğun belirsiz

















yaşamının hızla belirsizleştiği gibi

yokluğun belirsiz

bazen gülen gözlerin

kimi kez çok renkli bir anı

yada ansızın akla gelen

siyah beyaz bir kabus

kalbimin kapakçıklarından hızla fışkıran

kan kadar gerçek

mermerin yaz sıcağındaki soğukluğu

yaşam kadar uzun seninle anılarım

ölüm kadar kısa ayrılığımız

yokluğun, adı üstünde yokluk

dışı süslü içi boş bir kabir

gerçekliği taş soğukluğunda

oysa yokluğun belirsiz

29 Eylül 2010 Çarşamba

Tutunmak
























kayıp giderken an

tutunmalı insan

güvenle yaşamak için

tutunmalı tutunabildiğine

hem de alabildiğine

şu kısa ve yeknesak ömürde

ne çok tutamak var görünürde

seç seçebildiğini,

bıkana, kayana

tutunamayanlara karışana dek

sonra, serseriliğin güvensizliği içinde

onlarca kez ölüp, Anka kuşu gibi

yeniden başlamalı hayata