31 Ağustos 2013 Cumartesi

Mahallenin Renkleri


uğraşmışlar belli
kapatamamışlar renkleri yine
olmamış hiç olmamış
eskiden çok eskiden beri
biz biliriz nedenini
kapanmadı renkler ne gri ne siyahla

daha şimdiden çıkarmış başını
göz kırpıyor mavi basamaklar
çatlakların altından filiz vermiş yeşiller
görmemek mümkün mü nasıl sırıtıyor
kırmızı
derin gri yırtmacın arasından

davet var yeniden
hemde pek yakında
gül bahçelerinde söylenen
özgürlük şarkılarına
aşka ve şaraba

ne açmazdır bu kafalarınki
örtmeye çalıştıkça yaşamı
fışkırıyor arabın petrolünden bol
sıvamaya çalıştıkça balçıkla güneşi
elleri yanıyor ustanın
güneşin haberi yok parlamakta

boyamışsa anarşistin teki
gökkuşağının renklerine
o tipsiz basamakları
beğenip konu etmişse cümle alem...
daha çirkin parlıyor
senin o grilerin siyahların
bırak en saf uykucuları
anlıyor mahallenin delisi
nedir senin kapatmaya çalıştığın

Ahmet Ertan
Zekeriyaköy İstanbul
Eylül 2013


6 Ağustos 2013 Salı

Başı Sonu


uzamıştı gölgeler basbayağı
biliyordum tepede değildi güneş
ama o bulutlar
ah o bulutlar
akşam çaylarının zevkinden
sabah kahvelerinin tadından etti beni
tam tepemde bir karaltı oldular
fenası göremediğimden
sistemin merkezini
kaybettim
hem yönümü hem yolumu
ne kısası ne uzunu kalmadı gölgenin
sadece tekinsiz bir gri
o da en koyusundan
sonu sabah mı olur gece mi
bellirsiz
çok ama çok belirsiz

22 Temmuz 2013 Pazartesi

Çirkin Şarkıcı




















çirkinsin fena halde
şarkın desen
monoton hep aynı terane

ama ne var biliyormusun
şu zeytinin altında
hayattan aldığım
her yudumun yanına
mezesin vazgeçilmez
tıpkı rakıyla peynir gibi

kulaklarımı tırmalayan
yaz şarkın
devam ediyor
çınlamaya kış boyu
aklımda dolanıyor
çocukluğum
hayallerim
aşklarım ve
sesin

Ahmet Ertan
22 Temmuz 2013
İstanbul

20 Temmuz 2013 Cumartesi

Deniz Kestanesi

















sevgili deniz kestanesi
şeytanlı ada sığlığında
aynı sabaha uyandık seninle
sen yüzeyin bir kaç metre altında
an için gözlerden uzak yinede orada
ben bir yelkenlinin kıç kamarasında
kıyıdaki çam köklerine dokunan
narin dalgaların üstünde

başparmağımda bir acı
dün yaptığın şeytanlıktan yadigar
tırnağıma kadar uzanan dikenin
her an seni anımsatmada
lakin fethiyede cerrah
sadece iki saat ötede
bir gündür bana vereceğin acı
geçer göz açıp kayana dek
unutma

Ahmet Ertan
Göcek
3 Temmuz 2013

12 Temmuz 2013 Cuma

Bedri Rahmi



okşayan dalgaların sesisyle uyandım
deniz'in taşıdığı uzak insanların sesleri
birde cırcır böcekleri tanıklık etti
yeni doğan güneşe

küçük çocucuğun mahmurluğuyla
sakin ve telaşsız uyandı bedri rahmi

suya dalınca gözlerimle gördüm
kavga eder gibi esen havalarda
kırılan zeytin dallarını bağrında
tam kalbinin yanında sakladığını

seçmeden almış içine kimi taze
kimi çoktandır meyve vermeyen dalı
kimbilir belki sadece bu nedenden
bedri rahmi

küçük çocucuğun mahmurluğuyla
sakin ve telaşsız uyandı bedri rahmi
unutmuşçasına günlerin arasında
yaşadığı fırtınalı aşk ve savaşları

şimdi yine çocuk mahmurluğunda
yeniden başlar gibi mutlu
kimbilir kaçıncı kez
benim ve senin zamanının başından beri

Bedri Rahmi Koyu
Göcek
2 Temmuz 2013



7 Temmuz 2013 Pazar

Salakça Düşünmek



















eleştirilerimi beğenmedi
sen sosyalist değilsin
sen liberal değilsin
sen hiçbirşey değilsin dedi bana
bir dostum
ekledi kendinden emin
hiç kuşku duymadan
salakça konuştuğumu

haklı olduğuna inandım dostumun
sesi pek gür titremeden çıktığından

su şıpırtılarının üstünde
doğan güneşe karşı uyandım sarsalada
tekrar düşündüm
gök gürültüsüne benzer hiddetiyle
bitaraf olan bertaraf olur çığlıkları atan
beni kendi muhafazakarlığına çağıranları

karar verdim artık
daha fazla özgürlük için
bende bağıracağım bir saf tutup
dostumun dostlarına katılacağım
onlarla aynı şeyleri söyleyip
aynı şeyleri düşünecek
yoldaşlarıma methiyeler düzüp
kuşku duymadan özgürlük için
kükreyerek savaşacağım

Göçek - Sarsala
4 Temmuz 2013 Perşembe
Ahmet Ertan

26 Mayıs 2013 Pazar

Manzara Kepat



memleketten manzara kepat
derdim değil eşkiyası, zalimi
şikayetim yok beyinden
derebeyinden
söylenmem keyfime dil uzatıp
günümü berbat edenden

lafım kendime ve sana
bak akıyor su gibi yaşam
yürüyor
aynı keçiler aynı patikadan
sen ve ben unuttuk
gelip geçen hangi zaman

biz olmalıydık bildiğimizden
gördüğümüzden
emin olduğumuzdan
oysa nedir bu kabus
bizi ters yöne sokan
akıyor hayat geldiğimiz tarafa
bir çaresizlik ki diz boyu
anlatmak sövmek bu şöföre
anlamalıyız nafile


31 Ocak 2013 Perşembe

Yeşille İndigo Arası

Okurken dinlenecek: John Mayall & The Bluesbreakers / Blues for the Lost Days

http://www.youtube.com/watch?v=n2ojpyM378w


















durum yeşille indigo arası dostum
doğrusunu sorarsan ne yeşil
ne indigo görmedi  
albümler ve renkli anılar
nanolarda dolaşıp durdu yaşam
dört yüz beş yüz arası

az yeşile çalacak olsa
pompaları hazırdı basılacak betonun
indigo ne kelime hemen anımsadık
bakırköyün semt adından fazlası olduğunu
nanolarda dolaşıp durdu yaşam
dört yüz beş yüz arası

bak artık gör tanrı aşkına              çıkıyor
mavi gri beton dökülen boyaların altından
hani var ya içmesek zıkkımı
geçecek bir ömür tavan altında
kapalıya uygun ceketimizle soğuktan zıplarken
inadına tüttürmek artık infrared altında

gitmeye kalksam öbür yana
bir uzun yolculuk yeşilden çıkınca yola
önce geçmeli uçsuz bucaksız maviden
çünkü bilirsin varılmaz indigoya
başlamadan yürümeye mavi pazartesi sabahında

frekans dört yüz elliden geçtin mi bir kez
hazırsın beş yüze ve öğrenmeye
nedir hikmeti bakırköyün
söylemedi deme gidip de yok yazan methiye
nanolarda dolaşıp durdu yaşam
dört yüz beş yüz arası

27 Ocak 2013 Pazar

Düşlerin Marifeti




güller masum sardunyalar umutsuz
ağaçlarda tedirgin ama yürekli dimdik
yapraklar uçuşan veda sözleri geçmiş yazdan
bahçelerde sonbahar o hüzünlü yalnızlık

yaşanmış ne varsa yaşımın miladından
alıp alıp getiriyor rüzgarlar
çekiyorum yorgan yapıp üstüme
anılarla uykulara dalıyorum çaresiz

ben uyuyorum cümle alem uyuyor
yangınlar yıkımlar kirli sesler
terörle kucaklaşma övüncü
bir kabus olmalı düşlerin marifeti

gölgelendi dağlar tepeler
tenhalaştı ovalar boy veriyor acıların alazı
her gün görülüyor konuşuluyor da
çare olmuyor

gittikçe uzaklaşıyorum kendimden
içimde anlatılmaz bir telaş
çırpınan kırık kelebek kanatları

kırılan imgeler yıkılan değerler
ve kırılmayan umutlu bekleyiş

Şiir Sevim Ertan / Ankara
Fotoğraf Ahmet Ertan / Köln - Erpel 2006