24 Nisan 2011 Pazar

Kılıç














aklın kavrayabildiğinden,
gözün görebildiğinden  
hızlıydı hareketi
inip kalkan gümüş kabzalı kılıç,
çarpınca şiddetle hedefine
saçıldı kıvılcımlar meydanın ta ücrasına
ikiye bölündü
kartal kadar yüksek uçan slogan
ve düşerken insanların üstüne,
katladı öfkesini toplanan kalabalığın
uzak, karlı dağların ardında soğuyan
güneşin ışınlarıyla parladı çelik
berisinden gelen kahkaha
çifte su verilmişten beter deldi gönülleri
kan aktı o an kan, doyurmak için açlığını
şeytanca bir öfkenin
ben
şimdi tanrının leb-i dünya balkonunda
dinlerken şakırtıları biliyorum,
gelecek
bizlere kahramanlık türküsü dinletecek
sonra…
bir gün tekrar inip kalkan kılıç
bir sloganı ikiye biçecek

4 Nisan 2011 Pazartesi

İhanet


















bu mesleki intihar aslında bir ihanet
kimler yoktu  ardına takılan
sonu gelmez kalabalıkta
vaatsiz ve rüşvetsiz
en harbisinden delikanlı, çoluk ve çocuk
kadınlar ve erkekler, üstüne birde
yaşlısı ve bunağı, hepimizin derdi
sadece umut,
en büyük ödül neyse alınacak diye
çıktık sokaklara yırtılırcasına oramız,
bağırdık coşkuyla
bu sabah baktım yarın dün olmuş
heveslerimiz dostum,
eskicilerin plastik leğenleriyle değiş tokuş
hani kokar ya renkli ucuz plastik
işte öyle bir nefes, sıradan ve boğucu