17 Nisan 2010 Cumartesi


Kim bilir hangi tarihten bu yana akar bu sular iki yaka arasında.
Dünden beri iki yaka arasında değil, köprü altından akıyor sular. Çoğu çirkin, yığınla apartman köprü altında mevziler oluşturmuş; ne bir mimik, ne bir ifade öylece bakıyor geçen teknelere. Betonun gri yüzü hoyratça giriyor hayatımıza.
Serin suların aktığı, tamda bu mevsimde erguvanların açtığı, sesiz ve güzel boğaz teslim olmuş suların üstünden akan trafiğin acımasız uğultusuna. Bağrından geçen teknelerden ve gerdanını kuşatan onlarca belki yüzlerce mekândan akıyor çığlık çığlığa bin bir çeşit gürültü. Bacalardan püsküren kükürtle beslenmiş suni bir sis öksürtüyor huzur almaya gelenleri.
Yazık, yenildik doymazlığımıza, tembelliğimize ve umarsız zevksizliğimize, duyarsızlığımıza…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder